Gelişimsel Temeller, Ebeveyn Tutumları ve Temel Spor Becerilerinin Düzenleyici Rolü
Ebeveynler İçin Akademik Rehber Niteliğinde Bir Değerlendirme
Çocukluk döneminde sıkça gözlemlenen tutturma davranışı, birçok ebeveyn tarafından problem davranış olarak değerlendirilmekte ve çoğu zaman kişisel müdahalelerle ele alınmaktadır. Oysa gelişim psikolojisi ve çocuk gelişimi alanındaki bilimsel çalışmalar, bu davranışların büyük ölçüde normatif gelişim sürecinin bir parçası olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu yazının amacı; tutturma davranışını gelişimsel bir perspektiften ele almak, ebeveynlere bilimsel temelli yaklaşım ilkeleri sunmak ve çocukların duygu düzenleme, akran ilişkileri ve sosyal oyun becerilerinin gelişiminde temel spor becerilerinin düzenleyici rolünü açıklamaktır.
Tutturma Davranışının Gelişimsel Tanımı
Tutturma davranışı; çocuğun bir isteğini gerçekleştirmek amacıyla ağlama, bağırma, yoğun ısrar, fiziksel tepkiler ve yüksek duygusal yoğunluk sergilemesi olarak tanımlanabilir. Bu davranışlar özellikle erken çocukluk döneminde sık görülür.
Bilimsel açıdan bakıldığında tutturma davranışı;
- şımarıklık,
- bilinçli manipülasyon,
- kasıtlı problem davranışı
olarak değerlendirilmemektedir. Aksine, bu davranışlar çocuğun öz düzenleme, dürtü kontrolü ve duygusal farkındalık becerilerinin henüz gelişim sürecinde olmasının doğal bir sonucudur.
Erken Çocukluk Döneminde Öz Düzenleme Sınırlılıkları
Erken çocukluk dönemindeki bireyler;
- dürtülerini baskılamakta zorlanır,
- bekleme ve erteleme becerilerini sınırlı ölçüde kullanabilir,
- hayal kırıklığını düzenlemekte güçlük yaşar,
- bedensel enerjilerini kontrol etmekte zorlanır.
Bu nedenle gelişim çağındaki çocuklar, ihtiyaçlarını sözel ve sosyal açıdan kabul edilebilir yollarla ifade edemediğinde, bedensel ve duygusal tepkiler yoluyla iletişim kurar. Bu bağlamda tutturma davranışı, çocuğun çevresinden düzenleyici bir destek talep ettiğinin önemli bir göstergesidir.
Ebeveyn Tepkilerinin Davranış Üzerindeki Belirleyici Rolü
Araştırmalar, ebeveyn tutumlarının tutturma davranışlarının sürdürülmesi ya da azalması üzerinde doğrudan etkili olduğunu göstermektedir.
- Aşırı izin verici tutumlar, davranışın pekişmesine,
- aşırı otoriter veya cezalandırıcı tutumlar ise çocuğun duygusal güvenliğinin zedelenmesine ve davranışın şiddetlenmesine ve anlaşılamıyor olduğu düşüncesine yol açabilmektedir.
Bu noktada önerilen yaklaşım; tutarlı, sakin ve öğretici bir ebeveyn tutumudur. Amaç davranışı bastırmak değil, çocuğun duygu düzenleme becerisini desteklemektir.
Ebeveyn Müdahale İlkeleri
Etkili ebeveyn yaklaşımı üç temel ilke üzerine kurulmalıdır:
Duygunun Tanınması:
Çocuğun yaşadığı duygunun fark edildiğinin ifade edilmesi, çocuğun kendini anlaşılmış hissetmesini sağlar ve regülasyon becerilerini destekler.
Sınırların Netleştirilmesi:
Davranışın kabul edilemez olduğu açıkça belirtilirken, çocuğun yaşadığı duygunun kabul edildiği net bir biçimde ifade edilmelidir.
Tutarlılık:
Ebeveyn mesajlarının süreklilik göstermesi, çocuğun çevresini öngörülebilir kılar ve güven duygusunu artırır.
Sınır Kavramının Gelişimsel Önemi
Sınırlar, çocuk gelişiminde baskılayıcı değil; düzenleyici bir yapı olarak ele alınmaktadır. Uygun sınırlar;
- çocuğun kendini güvende hissetmesini,
- sosyal kuralları içselleştirmesini,
- öz denetim becerilerinin gelişmesini destekler.
Sınırların olmadığı bir çevre, çocuk için belirsizlik ve kaygı kaynağı oluşturur.
Akran İlişkilerinde Duygu Yönetimi ve Eşitlikçi Oyun Kültürü
Tutturma davranışlarının düzenlenmesinde yalnızca ebeveyn tutumları değil, çocuğun akran ilişkilerindeki deneyimleri de belirleyici rol oynar. Akran etkileşimleri, çocuğun duygu yönetimi ve sosyal becerilerinin geliştiği temel öğrenme alanlarından biridir.
Eşitlikçi ve adil paylaşımın desteklendiği ortamlarda çocuk;
- kendi duygusunu tanımayı,
- başkasının duygusunu fark etmeyi,
- beklemeyi ve sıraya girmeyi,
- kaybetmeye ve kazanmayı dengeli biçimde deneyimlemeyi öğrenir.
Akran oyunlarında yarışma odaklı değil; eğlence, paylaşım ve karşılıklı eşit oyun anlayışının benimsenmesi, çocuğun duygusal yükünü azaltır ve sosyal uyumunu güçlendirir.
Temel Spor Becerilerinin Düzenleyici Etkisi
Temel spor ve hareket becerileri, çocukların bedensel enerjilerini yapılandırmalarına ve duygusal regülasyonlarını geliştirmelerine katkı sağlar. Kurallı, eşitlikçi ve iş birliğine dayalı oyun ortamları;
- dürtü kontrolünü,
- sıra bekleme becerisini,
- kazanma-kaybetme duygusunu yönetebilme,
- isteklerinin gereklilik mi yoksa kendi istediği mi gibi konuları öğrenmesini destekler.
Bu bağlamda spor, yalnızca fiziksel bir etkinlik değil; aynı zamanda duygusal ve sosyal gelişimin güçlü bir düzenleyicisidir.
Tutturma davranışı, erken çocukluk döneminin gelişimsel bir parçasıdır ve doğru yaklaşımla ele alındığında zamanla düzenlenir. Çocuğun duygusunu tanıyan, sınırları net, tutarlı ebeveyn tutumları; akran ilişkilerinde eşitlikçi oyun deneyimleri desteklendiğinde, çocukların öz düzenleme ve sosyal uyum becerileri sağlıklı biçimde gelişir.
Ebeveynlerin temel rolü; davranışı bastırmak değil, çocuğun duygusunu yönetebilen, paylaşabilen ve sosyal ilişkilerde dengeli bireyler hâline gelmesini desteklemektir.
Davut GÜNGÖR

